Türkiye'nin Nabzı

Evrim teorisini müfredattan çıkarmak niçin yanlış?

By
p
Article Summary
Türkiye’deki lise müfredatından evrim teorisinin çıkarılması, ülkede yaklaşık bir asırdır süren kültür çatışmasının yeni bir tezahürü. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

16 Ocak’ta ilk, orta ve liseler için hazırlanan taslak eğitim müfredatını açıklayan Milli Eğitim Bakanlığı taslağın bir aylık bir tartışma süresinin ardından kabul edileceğini ve bu süreçte eleştirilerin de dikkate alınacağını duyurdu. Ödevleri azaltan, oyuna ve sosyalleşmeye daha fazla vakit ayıran olumlu tarafları olsa da müfredatın manşetlere yansıyan boyutu her zamanki gibi Türkiye’deki muhafazakar ve laik kesim arasındaki kültür çatışmasını yansıtan değişiklikler oldu. Laikler ağırlıklı olarak Atatürk ve hayatına ilişkin içeriğin azaltılmasına tepki gösterdi, ama daha dikkatli incelendiğinde taslağın aslında sadece laikleri değil aynı zamanda bilime önem veren muhafazakarları da endişelendirmesi gereken başka bir yönü daha var: Evrim teorisinin biyoloji kitaplarından çıkarılması.

Muhafazakar sendika Eğitim Bir-Sen’in tavsiyesi üzerine alındığı anlaşılan bu kararla, evrimin işlendiği tek ünite olan “Hayatın Başlangıcı ve Evrim” konusu yüksek öğretime hazırlık müfredatından çıkarılacak. Yerine “Canlılar ve Çevre” başlıklı bir bölüm konacak. Bu yolla, Darwin’in evrim teorisine ilişkin tüm göndermelerin müfredattan temizlenmesi öngörülüyor.

Bir diğer deyişle, öğrenciler bu değişikliğin ardından bilimin en önemli teorilerinden biri olan ve yeryüzündeki canlı çeşitliliğini kademeli değişim ve doğal seçilim yoluyla gelişen ortak ataların bir sonucu olarak gören Evrim teorisi hakkında hiçbir şey öğrenmeden liseden mezun olacak.

Peki, Milli Eğitim Bakanlığı niçin böyle bir karar aldı? Türkiye’deki kültür çatışmasına vakıf olanlar için cevap aşikar: Türkiye’de siyasi iktidar 2000’lerin başından bu yana dindar muhafazakarların elinde ve bu kesimin evrim teorisi karşıtlığı herkesin malumu. Dindar muhafazakarların pek çoğu evrim teorisini “yaratılış” inancına tezat bir teori addediyor ve genç nesilleri bu gibi “zararlı” düşüncelerden korumak istiyor.

Türkiye’deki evrim tartışmalarının kökeni Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar uzanır aslında. Düşünce özgürlüğünün kendine göreli bir alan bulduğu bu devirde, kendilerini materyalist olarak tanımlayan Abdullah Cevdet ve Suphi Ethem gibi aydınlar, Alman biyolog Ernst Haeckel gibi evrimci bilim insanlarının kitap ve yazılarını Türkçeye çevirdiler. İsmail Fenni Ertuğrul ve Filibeli Ahmet Hilmi gibi İslamcı düşünürler ise “materyalist ekolü” çürütmeye yönelik çalışmalarında evrim teorisine de karşı çıktılar. (Yani devletten materyalistlerin susturulmasını istemek yerine, materyalistlerin fikirlerine entelektüel çalışmalarla yanıt verdiler.)

Evrim teorisinin ders kitaplarının ve popüler kültürün bir parçası olması ise Cumhuriyet döneminde oldu. Teori, bilimsel alanın dışına çıkarılarak sık sık ideolojik iddialara dayanak olarak da kullanıldı. Örneğin, 1970’lerde Marksistler Dawinizm’i diyalektik materyalist felsefenin temel unsurlarından biri olarak konumlandırdılar. Sağ kesim ise, anlaşılabilir bir şekilde, Darwinizmi ve ateizmi neredeyse eş anlamlı sözcükler addetmeye başladı. 1980’lerde Richard Dawkins gibi “yeni ateistler”in kitaplarının Türkçeye çevrilmesi tartışmayı daha da hararetlendirdi. Savlarının çoğunu ABD’deki Hristiyan yaradılışçı inançtan uyarlayan İslami yaradılışçılığın Türkiye’deki yükselişi de buna bir tepki olarak ortaya çıktı.

Mesele Ak Parti iktidarı sırasında da bir kaç kez gündeme geldi. TÜBİTAK Darwin’i kapak yaptığı için Bilim-Teknik dergisinin yayın yönetmenini 2009 yılında görevden aldı, 2013’te de evrim hakkında kitaplar basmayı durdurdu.

İşte evrim teorisinin lise müfredatından çıkarılması, Türkiye’de yaklaşık bir asırdır süren kültür çatışmasının yeni bir tezahürü gibi görünüyor. Kararı veren dindar muhafazakarlar, eğitim sistemi kendi kontrollerinde olduğu için bu adımı atmakta bir beis görmemiş olabilirler. Ancak burada gözden kaçırdıkları iki önemli nokta var.

Birincisi, evrim teorisi ile teorinin ateist yorumunun birbirinden iki farklı olgu oluşu -tıpkı Big Bang (Büyük Patlama) de dahil diğer bilimsel teorilerin yorumları gibi. Bu yüzden Batı’da evrimi yaradılış inancıyla uyumlu gören dindar bilim insanları ve düşünürler var. Dahası, İslam medeniyetinin de bir “evrim teorisi” geleneği var. Orta Çağ İslam düşünürlerinin Darwin’den asırlar önce canlı türlerinin ortak kökenine dair görüşler kaleme aldığı biliniyor. Darwin’in çağdaşlarından John William Draper’ın Darwin’in görüşlerini “Muhammedi evrim teorisi” olarak yaftalamış olması da bu yüzden.

İkincisi, günümüz Türkiyesi’nde de İslam’ın evrimi kabul eden yorumlarını dile getiren ilahiyatçılar var. Bu geleneğin öne çıkan isimlerinin başında Mehmet Bayraktar, Caner Taslaman ve Süleyman Ateş gibi çağdaş ilahiyatçılar sayılabilir. Bayraktar “İslam’da Evrimci Yaratılış Teorisi” isimli kitabında Müslümanların evrimi Allah tarafından önceden tasarlanan bir süreç olarak görebileceğini anlatmıştı. Buna göre, Allah tıpkı yağmuru meteoroloji tarafından gözlemlenebilen doğal süreçlerle “yarattığı” gibi, canlı türlerini de doğal süreçlerle “yaratmış” olabilir.

Öte yandan, evrim teorisini felsefi veya dini açıdan sorunlu bulan ve canlıların kökenini “özel yaradılış”la açıklayan bir bakış açısından bakıldığında bile; öğrencileri bu tartışmadan cahil bırakmanın nasıl bir faydası olabilir? Türk öğrenciler okulda evrim teorisiyle ilgili bir şey öğrenmeseler de bu mesele popüler kültürde her hâlükârda karşılarına çıkacak. Dolayısıyla dindar muhafazakar bir bakış açısından bakıldığında bile, öğrencilere böylesine çetrefilli bir teori hakkında altyapı kazandırmak daha doğru olmaz mı?

Dolayısıyla benim Milli Eğitim Bakanlığı’na naçiz tavsiyem şudur: Evrim teorisini katiyen müfredattan çıkarmayın. Aksine öğrencilere teorinin temellerini öğretin. (Ve sırf adı “teori” olduğu için bunun önemsiz bir fikir olduğunu varsayacak kadar naif olmayın; çünkü bu eğitimli herkesin bilgi sahibi olması gereken temel bir mesele). Ama öğrencilere bu teoriye karşı öne sürülen bilimsel eleştirileri de öğretin. Öte yandan teorinin felsefi boyutunun, fanatik ateistlerden dindar Katoliklere ve Müslümanlara kadar pek çok kesimde farklı yorumlandığını da müfredata ekleyin.

Evrimin müfredatta bu şekilde yer alması, iktidarın “dindar nesil” yetiştirme şeklindeki tartışmalı hedefine bile aykırı düşmeyecektir aslında. Bu, sadece, öğrencilerin hem dindar hem de bilgili olması anlamına gelecektir. Ve dindar ve bilgili olmak, dindar ve cahil olmaktan çok daha iyidir.

Bu bölümlerde bulundu: secularism, curriculum, islam, education reform, education, science

Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarından olan Mustafa Akyol, aynı zamanda International New York Times ve Hürriyet Daily News gazetelerinde düzenli yorum yazıları yazmaktadır. Akyol’un makaleleri, Foreign Affairs, Newsweek, Washington Post, Wall Street Journal ve Guardian pek çok farklı yayında da yer almıştır. İstanbul’da yaşayan Akyol, Boğaziçi Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve tarih okumuştur. Akyol’un İslami liberalizmi savunduğu “Islam Without Extremes: A Muslim Case for Liberty” isimli, Amerikan yayınevi W.W. Norton tarafından Temmuz 2011’de yayımlanan kitabı Financial Times'ın ifadesiyle,  “bir Müslümanın açık sözlü ve zarif özgürlük savunusu”dur.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X